Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ADANALILAR BU YAZIYA BAYILACAK :)

ADANA’NIN  SÖZ  VARLIĞI Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın Çocukluğumda Adana sokaklarında saklambaç oynarken kullandığımız iki sözcük hep dikkatimi çekerdi. Saklambaç oyununda ebe, duvara yüzünü dönerek gözlerini kapatır ve saymaya başlardı. Çoğunlukla elliye kadar sayılırdı. Ebe sayma işlemini “... kırk yedi, kırk sekiz, kırk dokuz, elli...” diye tamamladıktan sonra “Önüm arkam, sağım solum söbe !” der ve “Önde turna !” diyerek gözlerini açardı. Önde turna... Çocukluğumda bir türlü bu sözlere bir anlam veremezdim.  Saklambaç oyununda turnanın ne işi vardı, önde turna ne demekti ?  Bu sözcüklerin anlamını yıllar sonra çözdüm. Fransızca un deux trois  ‘bir, iki, üç’ sözcükleri Adana çocuk ağzında önde turna haline gelmişti.Dedem yazıya gider, kölgede dinlenir, suda çimer, hamamda hapbap ile dolaşır, kurnadan yunar, yunduktan sonra da tülü ile kurulanırdı. Bir gün ninem pencerenin aralığından kedi yavrusu içeri girdiğinde “Tahanıŋ gındırığından manıh dıhıldı !” diye bağırmıştı. Ya

KUŞ ÜZÜMLÜ TAZE PATLICAN DOLMASI

Malzemeler 15 dolmalık patlıcan 15 tatlı kaşığı pirinç 1 çay bardağı kuş üzümü 1 büyük kuru soğan 1 tutam maydonoz 1 tutam dereotu 1 Yemek kaşığı biber salçası Tuz, yeni bahar, karabiber, kuru nane 2 yemek kaşığı nar ekşisi Bolca sıvı yağ Ve 1 yemek kaşığı Zeytin yağı 2 kesme şeker Hazırlanışı Önce iç harcı hazırlayalım, pirinçleri iyice yıkayalım Soğanı yemeklik doğrayıp pirince ekleyelim, salçayı baharatları kıyılmış maydonozu, dere otunu, nar ekşisini ve sıvı yağı ekleyip karıştıralım Suda bir iki dakika beklettiğimiz kuş üzümlerini de ekleyip iyice karıştıralım. Patlıcanların sap kısımlarını kesip oyalım Oyulmuş patlıcanları su dolu bir kapta yıkayalım, Yine su dolu bir kaba bir yemek kaşığı tuz ekleyip erittikten sonra patlıcanları bu suya bir iki kez daldırıp çıkaralım Patlıcanları yarıya kadar dolduralım, hafif sıkarak fazla iç harcı içinden çıkaralım Kapak olarak haşlanmış asma yaprağı veya oyulan içten kullanabilirsiniz. Doldurduğumuz patlıcanları

DOMATES KABUKLARINDAN SALÇA YAPIMI

Her yıl konserve domates yapıyoruz ve kabukları çöpe gidiyor değil mi? Yani şahsen ben atıyordum ama bu yıl kabuklardan salça yapmayı bende denemek istedim ve çokta başarılı oldu..  Benim uyguladığım yöntemle anlatıcam sizlere, benim uyguladığım diyorum çünkü herkesin tarifi başka başkaydı ve ben hepsinden bir şeyler kattımda yaptım :) Ben bu yıl 25 kg domates aldım, bir güzel yaptığım konserveleri bitirdikten sonra kabukları derin bir kaba alıp tekrar yıkadım 25 kg.dan çıkan kabukların üzerine 2  yemek kaşığı kaya tuzu serptim, bir gün öylece beklettim Ertesi gün iyice karıştırdım, 4 gün daha beklettim.  Tabii bu bekleme süresince baya bir su bıraktı. Toplamda 5 gün sonra suyunu süzdüm ve blender dan geçirdim,  Bu aşamada tepsiye döktüm ve tekrar güneş gören bir yerde 1 gün daha beklettim Kavanoza almadan önce bir kez daha blenderdan geçirdim ve üzerine bir çay bardağına yakın zeytin yağı ekleyerek kapağını kapattım ve buz dolabının alt rafına kaldırdım. Henüz kullanmadı

BEN BUNLARA BA-YIL-DIM

TARZ-I HUSUSİ / SÜVARİ KAHVE

Eveettt belki bilenleriniz vardır ama ben yine de Tarz-ı Hususi diğer bir adı ile Süvari kahvesini yazmak istiyorum sizlere.. Ben küçükken Annem ve Teyzem Türk kahvesini hep çay bardağında içerlerdi ve bunada Tarsuzi derlerdi. O zamanlardan aklımda kalan ve benim de tercihim olan bu kahve içme tarzını ( kahve içmeye başladığım zamanlarda) bir gün sordum soruşturdum. Genelde Tarsusa özgü bir kahve içme şekli diye sonuçlar aldım ama öyle değilmiş, yani bu kahve içme tarzı Tarsusa özgü değil.. Bakın asıl nerde ne şekilde ve neden çay bardağında içilirmiş; Akdeniz bölgesinde Tarz-ı Hususi diye biliniyor.  Osmanlı zamanında böyle bir sunum olduğu ve bu sunuma "tarz-ı hususi" adını verdikleri söyleniyor. Yani kişiye özel anlamı taşıyan bu isim zamanla  "tarsusi" haline gelmiş. Kaynaklardan bazıları bu tarzın söylemin değişmesinden kaynaklanıp Tarsus'la ilgili bulunmadığını söyler iken, bazıları da Tarsus'a ait olduğunu söylemekte... Tabiiki bu söylem yanl

BLOGCU ANNEDEN ALINTI- ÇALIŞAN ANNEDEN ÇALIŞMAYAN ANNEYE MEKTUP

Birşey söylemeye gerek yok bu yazı her şeyi anlatıyor zaten. Aşağıdaki yazı, geçen haftaki “Herkes anne oluyor ama…” başlıklı yazıma yorum olarak bırakılan “A Letter from a Working Mother to a Stay-At-Home Mother, and vice versa” başlıklı yazının çevirisi… Çok beğendim ben. Hatta gözlerim bile doldu okurken. Ve belki de taşmıştır. Çevirip paylaşmak istedim yazıyı…  Beni yazıyla buluşturan Mehtap’a teşekkür ederek… İngilizce’deki “stay-at-home mum” tabiri Türkçeye “Evde kalan anne” değil de, “çalışmayan anne” olarak girdiği için ben de o şekilde kullandım. Öte yandan, çocuk olduktan sonra şu veya bu sebeple dışarıda maaş karşılığı çalışmayı bırakan annelerin “çalışmayan anne” olarak nitelendirilmesine de aşırı gıcık olan bir kişiyim. Sanki de çalışmayıp yan gelip yatıyoz. Neyse, iç isyanlar başka yazıya…           ***Sevgili Çalışmayan Anne, Bazı insanlar senin bütün gün evde ne yaptığını sorguluyorlar. Ben biliyorum. Biliyorum, çünkü ben de anneyim ve bir süreliğine de olsa ben